PKK 5 BİN ELEMANINI NASIL KAYBETTİ?
Türkiye günlerdir, sınır ötesi operasyonları konuşuyor. Bu operasyonlarda PKK'nın kaybettiği militanların hesabı yapılıyor. Kamuoyu, PKK'nın asıl büyük kaybından ise habersiz.
Oysa, PKK son dönemde 5.000 civarında militan kaybetti. Bunların 3.000 - 3.500'ü bugün Peşmerge kuvvetlerinin içinde. Peşmergenin sadece PKK'dan kaçanlardan oluşturduğu 3 adet tugayı var. Örgütün yaklaşık 1.500 militanı da İran'a yönelik olarak faaliyet gösteren PJAK'a geçti. Peşmerge kuvvetleri ve PJAK güçlendi, PKK ise oldukça geriledi.
PJAK'ın güçlenmesi, ABD'nin İran'a karşı elini güçlendirdi. Geçmişte Türkiye'ye karşı kullandığı PKK terörü bugün İran'ın başına bela oldu. Üstelik, İran Ordusu terörle mücadele konusunda Türk Silahlı Kuvvetleri kadar tecrübeli değil. Bu yüzden PKK'dan kaçan militanlar zaman içinde İran'ın başını çok ağrıtacak..
Biz sınır ötesi operasyonu tartışıyoruz tartışmasına da...
Genellikle ayrıntılarla ilgileniyoruz. Konunun özüne girebilmiş değiliz. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin gerçekleştirdiği son operasyonlar 4 önemli sonuç ortaya çıkardı:
Birincisi, 14-15 yaşında dağa çıkan ve bugün 20'li yaşlarda olan teröristlerin "Kürdistan Davası"na olan inançları yıkıldı. Bunlar, yıllardır bixi, kaleşnikof, kanas ve uçaksavar dışında silah görmemişlerdi. Bu silahlara bakıp, kendilerini çok güçlü hissediyorlardı. Bir gece Türk savaş uçaklarının kara bulut gibi tepelerine tonlarca bomba yağdırması ile asıl gerçekle karşı karşıya kaldılar. Psikolojileri alabildiğine bozuldu, inançları alt-üst oldu.. İkincisi, örgüte destek verenler, ona katılmayı düşünenler ve çocukları PKK militanı olan aileler, "Bu güçle baş edilmez" mesajını net olarak aldılar.
Üçüncüsü, Türkiye'nin dört bir yanına yayılan negatif
enerji pozitife dönüştü. PKK terörüne lanet okuyanların gazları alındı. Dördüncüsü de çevre ülkelere ve dış dünyaya verilen mesaj oldu. Herkes, uluslar arası ilişkilerin çok kaypak olduğunu, ABD'nin sonsuza kadar Barzani ve Talabani ikilisine destek vermeyeceğini anladı.
ABD, bizi çok sevdiğinden değil, bu bölgedeki bekası için politika değişikliğine gitti. Yanlış politikasını sürdürseydi, Türk kamuoyunu tamamen kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya kalacaktı. Bu yüzden de Türkiye'nin sınır ötesi operasyon taleplerini ötelemekten vazgeçti.
Her türlü operasyonu ABD'nin verdiği istihbarata ve teknik desteğe bağlar hale geldik. Kuzey Irak'taki en ufak bir harekatı bile haber haline getirirken "İstihbaratı ABD verdi" değerlendirmesini yapıyoruz. Oysa, bunlar gerçek değil.
Biz zaten Zap, Avaşin, Pirbela ve Kandil gibi önemli karargahlarda neler olup bittiğini biliyoruz. Tamamında Türkiye adına çalışan onlarca istihbarat elamanı var. Ayrıca, bize çok yakın olan Zap, Avaşin ve Pirbela gibi kampların üzerinde aylardır uçuyoruz. Buraların fotoğraflarını kendi uçaklarımızla çekebiliyoruz. ABD'nin verdiği istihbarat bir tek Kandil için önemliydi. Ancak, ABD Kandil hakkında istihbarat vermeseydi de biz o operasyonu gerçekleştirebilirdik. Uçaklarımızdaki gece görüş sistemi ile hedefleri anında tespit edebilirdik. Silahlı Kuvvetler yetkililerine göre. bunun için Kandil üzerinde sadece birkaç tur daha atmamız gerekirdi.
ABD'nin asıl desteği Kuzey Irak'ın hava sahasını Türk uçaklarına açması oldu.
Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir. Uye Olmak Icin Tiklayiniz... edilirse Türk savaş uçakları Kandil, Pirbela, Zap ve Avaşin gibi PKK'nın ana karargahlarını vurdu.
Böylece, PKK ve destekçileri ile bölgedeki Kürt yönetimi dahil herkes Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın "Onlar bizim için BBG evinden farksız" sözlerinde ifadesini mesajı almış oldu:
- Biz örgütün yatak odasına kadar gireriz!