MISIR’IN ATLANTİS BAĞINTISI
III

Ramses’in yazdırdığı yazılarda Atlantislilerin ‘büyük su dairesi üzerindeki kara parçasından ve adalardan dünyanın ucundan, dokuzuncu kuşaktan geldikleri’ anlatılıyor

9

Kuşak da eski Mısır, Yunan ve Roma’da kullanılan coğrafi bölümlere göre 52

Ila 57

Kuzey enlemleri arasında kalan bölgedir
Atlantis konusunda sayısız makalesi bulunan Okültist White Eagle şöyle söylüyor:
‘Atlantislilerin inşa ettikleri muazzam binalardan günümüze kalan birkaç örnek vardır

Mısır’ın büyük piramitleri ile Ingiltere’deki Sthonage, Atlantis mimarisinin örnekleridir

Ayrıca, diğer ülkelerde de bugün çözülemeyen arkeolojik sırların çoğu Atlantis’e dayanır

Atlantisliler maddenin yapısını anladıkları için, madeyi dezentegre edip tekrar maddi form haline getirebiliyorlardı

Bu binaların inşasında kullanılmış olan devasa taş bloklar, önce demateryalize ediliyor, arzu edilen noktaya götürülüyor ve sonra tekrar metaryalize ediliyordu

Bu dünyanın maddesi, güneş enerjisi tarafından tutulur

Maddenin bir arada tutuluş şeklini keşfettiğiniz takdirde, artık maddeyi dezentegre edebilir ve arzu ettiğiniz şekilde onu yeniden elde edebilirsiniz

’
Bir başka okült uzman Marcio Moore göre ise Atlantis kültüründe ekonomi, güneş enerjisine dayanıyordu

Güneşin ışınımı, lazer benzeri kristaller tarafından ısıya, ışığa ve tahrik gücüne dönüştürülüyordu

Moore’a göre gerçek Atlantis, güneş sisteminin bir başka yerinde mevcut olup, dünyadaki Atlantis, ölmekte olan bir gezegenin halkını barındırmak üzere kurulan bir koloniydi

Atlantis’in nihai yok oluşu yaklaşı 12 bin yıl önce, bir dizi afetler sonucunda meydana gelmişti

Bu akıbeti çabuklaştıran, doğanın herhangi bir kaprisinden çok, Atlantislilerin kendini beğenmişlik ve açgözlülükleri olmuştu

Dünyasal güçlerin nazik dengesi, kendine emanet edilen güçleri Atlantislilerinahlaksızca suistimal etmesi sonucunda bozulmuştu

Atlantisli din adamları yaklaşmakta olan afetle ilgili olarak uyarılmışlar, halkı da uyarmışlardı

Moore’a göre afetle ilgili imalara kulak verenlerin bir kısmı bugünkü Moğolistan’a , Hindistan’a, Tibet’e, Orta ve Güney Amerika’ya ulaşmışlardı
Ünlü tarihçi Renan ise oldukça şaşırtıcı bir şekilse Mısır sanatının gençlik dönemi olmadığı iddiasında bulunarak Mısır uygarlığı ile ilgili şüphelerini şöyle dile getiriyordu:
‘Mısır, sanki bu ülke gençlik dönemini hiç yaşamamış gibi, daha başlangıçta olgun, yaşlı ve mitolojik ve kahramanlık çağlarından tamamen yoksun gibi görünmektedir

Mısır uygarlığının bebeklik çağı ve sanatının da kadim dönemi yoktur

Mısır uygarlığı daha o zaman olgundu

’
Heredot da şaşırtıcı bir şekilde, ‘Euterpe’ adlı eserinde Mısır rahiplerinin yazılı tarihinin kendi zamanından 12 bin yıl öncesine kadar gittiğini belirliyor

Yani Atlantis’in batışına kadar
‘5400 yıl önce, Mısır’daki Siyen(Aswan) kenti tam olarak Yengeç Dönencesi’nin altına rastladığı dönemde inşa edilmiş olan Siyen Duvarları, tam güneşin gündönümü anında, öğle vakti, güneş komple bir disk halinde bu duvarların üzerinden yansırken görülürdü

Günümüzde, Avrupa’nın bütün bilim adamları bir araya gelseler bunun bir benzerini yapamazlar

’ diyor tarihçi Keneally ‘Tanrının Kitabı’ adlı eserinde
