Günün birinde bir kız çocuğu dünyaya geldi
Gözlerini hayata ilk açtığında babası;
Seni seviyorum küçük kız diye karşılamış ve daha sonra da onu severken daima seni seviyorum küçük kız& demeye başlamıştı

















Kız büyüdü, orta okul çağlarına geldi

Genç kızlığa ilk adımlarını atıyordu

Babası hâlâ seni seviyorum küçük kız diyordu

Kız üniversite çağlarına geldiğinde kendisine , seni seviyorum küçük kız denilmesini istemiyordu artık






Ben artık büyüdüm, bana küçük kız deme baba diyerek hoşnutsuzluğunu da dile getiriyordu, ama babası hâlâ;
Seni seviyorum küçük kız diyordu

Derken kız okulunu bitirdi

Babası biricik kızını yurt dışına mastır yapmaya gönderdi

Artık sadece telefonda hasret giderebiliyorlardı ve babası her telefon görüşmesinin sonunda;
Seni seviyorum küçük kız diyordu



Çünkü ne olursa olsun o hep babasının küçük kızıydı!


Bir gün ansızın telefonlar kesildi!
Babası günlerdir aramıyordu



Kız, babasına felç geldiğini ve artık konuşamadığını haber aldığında panik içinde hemen yurda döndü

Evlerinin kapısını çaldı, içeri girdi, koridoru geçti ve babasıyla gözleri buluştuğunda haykırdı:
;Konuş baba!


Seni seviyorum küçük kız, de



Yeter ki konuş




















Babası gülümsedi ve kalbini işaret etti

Kız başını babasının kalbine yasladı

İşte şimdi duyuyordu

Kalpten gelen;
tık, tık



tık, tık



tık, tık




sesleri, her zaman olduğu gibi yine;
SENİ SEVİYORUM KÜÇÜK KIZ diyordu!















Uzun süre babasının kalbinin sesini dinledi “küçük kız ve işte ancak o zaman babasına hak verdi
BULUTLAR YAĞMUR DOLUDUR YAĞMASA BİLE!