Yalnız Mesajı Göster
Eski 06-19-2007, 13:33   #108 (permalink)
Üye Bilgileri
Majeure
Süper Moderatör
 
Majeure kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Oct 2006
Şehir : İstanbul
Mesaj: 27,461
Blog Başlıkları: 3
Rep Gücü: 6000
Rep Puanı : 211836
Rep Seviyesi: Majeure RepstarMajeure RepstarMajeure RepstarMajeure RepstarMajeure RepstarMajeure RepstarMajeure RepstarMajeure RepstarMajeure RepstarMajeure RepstarMajeure Repstar
Varsayılan

Size ilk aşkım biricik oğlum CAN'ın doğumunu anlatmak istedim. O yıllarda yazdığım günlüğü okudum ve bir özet halinde paylaşayım dedim.

Eşimle 1988 Ocak ayında tanıştık…

Flört dönemi ve hiç birbirimizi görmeden geçirdiğimiz nişanlılık (16 aylık bir Suudi Arabistan çalışmasından) sonra 31.08.1990 ‘da büyük hasretimizin sona ermesiyle evlendik. Yeni evliliğin sıkıntıları, eşyalar, masraflar borç ödeme takvimi bizim çocuk sahibi olmamıza pek imkan tanımıyordu. İkimiz de yoğun tempo çalışıyorduk.

Evliliğimizin üçüncü ayında hamile olduğumu öğrendim. Hem çok seviniyorum hem çok erken diye üzülüyorum. Üç aylık hamileyken bebeğimi düşürdüm. Düşük yaptıktan sonra uzun müddet istememe rağmen hamile kalamadım. Bu dönemde bizden sonra evlenen herkesin çocukları oldu ama ben nedeni belli olmayan bir sorun yaşıyordum. Birçok doktor gezdim her seferinde aynı şeyler, hatta bir tanesi beni bunalımlara sokmuştu. Yanlış günde tahlil yaptırmış ve bana “sizin çocuğunuz olmaz” demişti.

Çevremde herkes uğraşılarımı görüyor bana üzülüyordu. Ben de ortada “çocuğum olmuyor, ben kısırım, evlatlık almak istiyorum” diye gezen bir tiptim. En son işlem rahimden bir parça aldılar ve tahlile gönderildi yine bir şey çıkmadı. Doktorum çok umutlu bir tedavi söylemişti o arada biz tatile gittik.

Antalya’dan döndüğümüzde, doktorun verdiği ilaçları alacağım, ilaçları almaya gitmeden önce bir arkadaşım tahlil yaptır dedi. Ben de “yok canım daha neler” diyorum, içime kurt düştü tabi bu arada ben hemen eczaneden prediktörü kaptığım gibi şirkete geldim. Her zaman hayal kırıklığına uğradığım tahlillerden biri sanıyordum ki gözlerime inanamıyorum!!!!! Test çift çizgi!!! Yok canım yanlıştır diyorum !!! Ben sevinçle çıktım arkadaşıma söyledim “ Allllaaahhhh “ diye nasıl bağırıyor , Genel müdür falan herkes nasıl seviniyorlar , birkaç arkadaşım ağlıyor .Ben şokta!!!!!!!” inanamıyorum. Hemen Osmanoğlu Hastanesi’nde tekrar tahlil ve tahlili beklerken kapıda çektiklerim, şimdi yazarken bile gözlerim doluyor .

Tahlili yapan dayımın kızı, Kapıda gördüm ağlıyor “abla hamilesin” deyip boynuma sarılışını unutamam. Hemen eşimi aradım aslında arayıp söylemek değil farklı bir şey yapmak istiyordum ama dayanamadım işte. Sonra annemi aradım, canım Anneciğim Gül Annem (nurlar içinde yatsın benim güzel annem) sevinç çığlıklarını, ağlayışlarını hiç unutamam. Yani benim hamileliğimi duyan yakınlarımdan herkes sevinçten ağlamıştır. Ben diyorum ya çok çırpınıyordum bir de her şeyi saklamadan söylüyordum. Benim derdim herkesin derdi olmuştu.

Hamileliğim çok güzel geçti (bel ağrılarım haricinde). Sadece 40 kilo aldım o biraz çoktu.

Planlanan doğum tarihimiz 8.02.1996 idi. Doğum yaklaştıkça işten ayrıldım, araba kullanamaz hale gelmiştim, işyerim de Taksim Elmadağ’da, ben Bahçelievler’den gidemez olmuştum. Haftada bir iki gün müşavir olarak devam ettim. Sonra çalıştığım yeri tamamen bıraktım.

8 Şubat yaklaşıyordu ben de temizliklere bir ay önce başlayayım dedim. Evdeki her şeyi kaldırdık. Halılar, perdeler toplandı. Kardeşim Rusya’daydı Gelinimizde onun yanına gidecekti, doğuma yakın da dönecekti. Gitmeden sana yardım edeyim abla dedi bana.
Mutfaktan başladık temizliğe, mutfağı bitirdik ama ev ayakta.

14.01.1996 Pazar günü sabah 05.00 civarı bende sancı başladı. Suyum geldi. Doktorum normal doğum yapamazsın diyordu, kilolardan ancak sezaryene karar vermiştik. Doktorumu aradım hemen hastaneye gitmemi söyledi. Çantayı aldığımız gibi hastaneye gittik. Doktorum geldi normal doğum bile yapabileceğimi söyledi. Bende nedense bir korku oluştu “ya bir şey olursa” diye sezaryen olsun diye tutturdum. Beni ameliyathaneye götürdüler nerdeyse orda tek başıma doğuruyordum. Doktorum anestezicisini çağırdı, malum Pazar günü nöbetçiler var, güvenemedi onlara. Ben doktoru beklerken 4-5 saat doğum sancısı çektim, sonra da bir güzel sezaryenle doğum yaptım. Yani doğum sancısı çekmedim diyemem. Saat 09.45’de dünyalar tatlısı oğluşumu CAN’ımı getirmişler. Sonra ayıldığımı hatırlıyorum.

Prof. Dr. Kılıç Aydınlı ve Şişli Bilgi Hastanesi (Can Hastanesi) mükemmel bir ilgiyle doğumumu gerçekleştirdiler. O yıllarda Bilgi Hastanesi’ydi ve mükemmel tasarlanmış bir hastaneydi, önceden ayarlamıştık doktorumla…

Doğumdan sonra ilk gördüğüm Canım Annemdi, gözlerinin içi gülüyor. Aynı sana benziyor güzel kızım diyordu. Benim sorduğum soru “sağlıklımı annecim.” Maşallah koç gibi diyordu annem. Meraktan çatlıyordum, hastanenin tulumu, battaniyesine sarılmış, yıkanmış bir şekilde doktorumla beraber geldiler. Aman Allahım bu benim mi? 8 aydır içimde tekmeleyen bu müthiş varlık mı? Hıçkırıklarla ağladığımı hatırlıyorum.

Hastanede kaldığım süre bana zehir oldu bir yandan ağrılarım, bir yandan evin berbat halini düşünmek… Kardeşimin hanımı doğum yaptığımın ertesi günü Rusya’ya gitti. 6 aylık yeğenimi de anneme bırakarak gitti. Annem bizde 6 aylık bebek yanında. Kayınvalidem eltimin çocuğuna bakıyor bana hayrı yok. Ev berbat kızkardeş yok görümce yok . Allah razı olsun komşularım, arkadaşlarım hemen eve kadın çağırıp toparlatmışlar. Ama ne de olsa her şeyi bilen benim. Eve gelince gelen giden olacak, Çarşamba günü eve geldim sezaryenli vaziyette ve dantellerimi ütüledim, hiç yattığımı hatırlamıyorum.

Can’ı 5 gün sonra hastaneye kontrole götürdüğümüzde sarılık yüzünden fototerapi’ye aldılar ve 2 gün orda kaldı. Bu arada Can’ın hastaneye yattığı ilk günü bizim evde bebek mevlütü okunuyor. Biz hastaneden eli boş dönüyoruz herkes şokta ben bunalımda, ağlama krizlerindeyim artık. Bebeğimin mevlütü okunuyor ve o orada yok (bir hafta sonra ramazan olduğu için, kurban adaklarımız kesildiği için çabuk okutalım dedik). Her şey bitti ve her şey de yoluna girdi, yıllar içinde çok akıllı bir çocukla beraberim, çok erken konuşan , çok geç yürüyen. Yürüyemediği dönemde “anne kokuyom yürümüyom” diyordu. Böyle garantici ve cin gibi bir veletle uğraştık yıllardır.

Şu anda Can oğlum 10 yaşını 3 ay geçti. İyi ki var benim karizmatik, yakışıklı, gözlüklü şirin oğlum. Şimdi o benim CAN yoldaşım. Duygusal bebeğim. Kızları peşinde koşturan esprili oğlum. Başarılı, Einstein hayranı, Rock’çı, Hiphop’çı, Klasik Batı Müzikçi, bunların yanında ilahiler dinleyen müzisyen ruhlu, Entel, yırtık pırtık giyinmeyi seven, imanlı, Allah korkusu olan, biraz yavaş, ağırkanlı, dağanık, pasaklı, benimle inatlaşan ama hepsinin yanında saygılı güzel oğlum. O'nu çok ama çok seviyorum. Kardeşiyle beraber hayatları sağlıklı, mutlu, başarılı geçer ve en önemlisi vatanımıza milletimize birer hayırlı evlat olurlar, iyi ve ahlaklı insan olurlar inşallah.

Allahıma binlerce şükürler olsun, Allah tüm isteyenlere versin ve Allahım tüm yavruları korusun.

Kızıma haksızlık etmeyip, onun da bir gün yazacağım hikayesini, o biraz hüzünlü o yüzden cesaret edemedim. Ne zamandır istiyordum. Bunları print edip saklamayı düşünüyorum





Dünyada her millet, icraatine tahammül ettiği Hükümetin Mesuliyetine Ortak Sayılır...

Majeure Çevrimiçi   Alıntı Yaparak Cevapla