|
|
Tam Doğru Yönetim Anlayışını Bulmak Ve Bunu Özellikle Her Dönemde Tam Doğru Halde Uygulamak Gerçekten Mümkün Değildir
O Açıdan Öncelikle Şunu Diyim,En Doğru Yönetim Anlayışı Yoktur,
Bu Yüzden Esnek Ve Kendini Güncelleyen Sistemler Kurmak Gerekir,
Baskıcı Sistemler En Kolay Sistemlerdir Politika Bilimini Bilmeni Ve Uygulamanı Fazla Gerektirmez Basit İnsan Psikolojisi Kuramları İle Sürü Yaratman Yeterlidir Peşinden Koşacak Kitle Genetik Süreklilikte Kendini Sürekli Olarak , Anti-Gen Benzerliği Taşımaya Doğru Başlayan Zincirin Kırılacağı Yere Oranla Daha Üstün Tutar ,Devamında Koyun-Çoban İlişkisinde,Doğ-Yaşa-Öl Direktifiyle Dikte Edilen Halkla Aranı Uçurum Gibi Açarsın Kimsenin Karışmayacağı Bir Düzeni Kurarsın,Ama Eninde Sonunda Denetçisi Ve Muhalifi Olmadığı İçin Çatırdar Yıkılır,
Ve Sonunda Zincir En Zayıf Halkasından Kopar
Yönetim Gereklimidir?
Gereklidir İşler Bir Yerde Çözümsüz Kalır Ve Sarpa Sarar,Ve Kendini Geliştiren Bazı İnsanlar Yönetim Katına Gelir,Onunda Çözümsüzlükleri Yokmudur ? - Vardır
Yani Devlet Aslında BİREY'dir,Yönetimin Çoğulculuğu İşte Buradan İhtiyac Olarak Açıkca Görülür , Tek BİREYle Tek Bir Hayatı Yaşatırsan, Açıkcası Görüp Görebileceğin,Öğreneceğin Yönetileceğin Her Şeyde TEK Elde Olur,Onun Çözümsüzlüğü Senin Çözümsüzlüğün Olur ,
Burda Duraksayıp Erkil Yönlendirici Ve Monarşik Hükmedicilerin Belkide En Büyük Örneği Olan Başarıya Ulaşmış Osmanlı İmajını Sorgulamakta Fayda Var,3 Kıtada Adını Duyurmak ve Bunu 600 Yıl Sağlamış Bir Yönetim Geleneğini İncelemekte Fayda Var,
Osmanlı Devleti Bu Konuda Başarılıydı,Çünkü ...
Osmanlı devleti çok karmaşık bir yönetim geleneğine sahiptir ... Ne laiktir, ne de laik değildir... Ne din devletidir, ne de din devleti değildir... Mesela Hukuk olarak Osmanlı Şer'i ve Örfi Hukuk uygulayarak hem dini hemde örfi bir sistem yaratmıştır, ancak şu da var ki, birçok imtiyaz verilmiş devlet, Osmanlı ülkesinde yaşayan kendi tüccarlarını falan, kendi hukuklarına göre yargılamışlardır. Yani Osmanlı ülkesinde, yabancı devletlerin Hukuk uygulamaları bile görülmüştür. Bu bir yana "Dini Temsilci" sıfatı olan "Halife" ünvanı, Yavuz Sultan Selim'le beraber alınmasına rağmen, Osmanlı devleti yıkılana kadar sadece İKİ KERE kullanılmıştır; ilk Kırımın kaybedilmesiyle yapılan anlaşmada, Kırım halkının, Osmanlı halifesine dini ve kültürel bağla bağlı olduğunu belirtmek için, ikincisi de Birinici Dünya savaşında "Cihat İlanı" için, ki bu ikincisinin işe yaramadığını biliyoruz... Yani "Din Devleti" olarak nitelediğimiz bir devlet, nedense o ünvanı sadece iki kere kullanmıştır... Başka bir açıda, şu ünlü "Vergi" meselesi... Osmanlı'yı "Yönetim Geleneği" açısından ele alacaksak eğer, Osmanlı "Vergilendirme" açısından "Şer'i" bir devlettir diyebiliriz, Hukuk olarak ele alacaksak eğer kesinlikle bir "Din Devleti Değildir". Fetih anlayışı açısından ele alacaksak, Osmanlı devletinin Fetih anlayışı, Türklerin "Dünya Hakimiyetinden" alır temelini... Bir genelde Osmanlının "Fetih" anlayışını "Cihat"a dayandırsakta, nedense Cihat yaptığını düşündüğünümüz bu devlet, 400yıl kadar hakimiyetinde bulundurduğu hıristiyan toplulukların dinlerine kesinlikle dokunmamıştır... Osmanlı Fetih geleneği bakımından, İslam'ın Cihat Anlayışı ile, Türklerin "Dünya Hakimiyeti" anlayışını sadece örtüştürmüşlerdir, Kesinlikle, İslam2ın öngördüğü halde bir Cihat anlayışı tam anlamıyla olmamıştır... Yani Osmanlı Fetih anlayışı yine Dini değildir... Yönetimsel olarak ta, Osmanlı'da En yüksek karar verme yetkisine Padişah sahiptir. Şeyh'ül-islam ne kadar dini yetkiye sahipsede, Yönetim Padişahta, Dini işler Şeyh,ül-islam'dadır... Yani bugünkü hali ile olmasada Laikliğin basit bir örneğidir. Aynı işleyiş Eski türk devletlerinde ve özellikle Selçuklularda da vardır... Osmanlı Padişahı "Halife" ünvanını taşımasına rağmen, Dini kararları "Şeyh,ül-islam"a bırakmıştır, ilginçtir... Ayrıca Laikliğin Tarihsel geçmişindeki manasını tam anlamıyla bugünkü manasını içereceğini düşünmek çok mantıksız... Eğer siz geçmişte "Laik1 bir yönetim arıyorsanız, o çağın düşünsel yetisine uygun bir Laik uygulama aramalısınız. Geçmişte, bugünkü anlamıyla Laik bir uygulamaya rastlamanız imkansızdır. O yüzden Eski Türk devletlerinin, Selçuklunun ve Osmanlının uygulamaları Laikliğin ilkel şekliyle uygulamalarıdır diyebiliriz. Ayrıca Laiklik "Fikri" olarak Avrupa temellidir, ancak geleneksel olarak daha önceki yönetimlerde görülmüştür. Buna en büyük örnek, sizin yukarıda "Laik olamayacağını" iddia ettiğiniz Hz. Muhammed'de görülmüştür... Hz. Muhammed'in kendisinin bizzat yazdırdığı 622 Medine Sözleşmesini kursanız "İlk İnsan hakları sözleşmesi" niteliğinde olduğunu ve uygulandığı döneme uygun bir Laik anlayışa sahip olduğunu görürsünüz...
Özetleyecek olursak Osmanlı her açıdan farklı farklı yönetim anlayışına sahip bir Devlet olmuştur... Farkı alanlarda, farklı uygulamaları olmuştur... Mesela bugün Ülkücüler Osmanlı devletini çok çok severler ve Komünist felsefeyi canları pahasına yadırgarken, ismini hatırlayamdığım bir Osmanlı Araştırmacısı Bilim adamı şu nu söylemiştir: "Biz komüzimi Rusya'da aradık, ancak Osmanlıyı anladıkça görüyorum ki asıl komünizm Osmanlıdaymış" burada komünizmi Rusya'nın uyguladığı komünizm olarak algılanmamalıdır Zira rus komunizmi,sovyetler birliğini kobay olarak kullandığında asıl amacının amerikan emperyalizmi değil ama gene emperyalizm olan sadece renk farklılığı(KIZIL) içermiş olmasıdır... yani Osmanlı devleti Ne Dini bir devlettir ne de Materyalist bir devlettir... ne Örfi bir devlettir ne Şer'i bir devlettir... ne laik bir devlettir ne da başka bişey... 600 yıllık Osmanlı devletinde, 600yıl içersinde bir çok ve farklı yönetim anlayışı ortaya konmuştur... Osmanlı yönetim geleneği tek bir açıdan ele alınamayacak kadar geniş ve ölçüsüz olduğu için epey büyük başarılara imza atmıştır 600 yıl içerisinde .
Ve Ardından Geçelim Sosyal , Sosyalliğe Yakın Ve Üst Sosyal Devlet Yönetim Biçimlerine,
İşte Her İnsanı Etkin Bir Toplum Ferdi Kılan Sistemlerde Aslında Bunlardır,
Ve Olması Gerekende Budur,
Sınıf Anlayışının Ya da Sömürünün Olmadığı,Yöneticinin Bir Zümreye,Zorbaya Ya da Geleneğe Bağlı Olmadığı Sistemlerdir,
İnsanın Dünyaya Geldiğinde Kendi Hakkını Kendi Arayacak Şekilde,Serbest Politika Düşüncesine Sahip Olma Hakkı, Bunu Serbest İfade Edebilme Özgürlüğü,Sosyal Olguları Ve İnsanlar Arası Sosyal Yaşantıyı Gözlemleyerek Sistemin Bir Yerinden Dahil Olabileceği Açık Sistemler Olması Dolayısıyla İnsan Olmak Adına İnsanlık Adına En Hitap Eden Yönetim Türüdür,
Hala Dünyada Pek Çok Ülke Diğer Ülkelerin Yönetim Biçimini Alıp Olduğu Gibi Kendi Ülkesine Monte Etmesinden Dolayı Pek Çok Sorun Yaşıyor Ve Daha Asrını Doldurmadan Rejim Yıkılıyor,
Bu Böyledir Halka Ve İnsanına Uygun Olmayan Bir Şablon Yönetim Biçimini Kesin Çizgilerle Al Buna Uy Diyemezsin,
İşte O Yüzden Esnek Ve Halk Yönetimi Her Zaman beraber Yola Çıktığın İnsanlarla Olduğundan Daha Kolay Rayına Oturur Daha Kolay Uzlaşma Sağlanır
Kuzey Ülkelerindeki Soğuk Ve Çetin Doğa Koşulları İle Sert Mizaca Sahip İnsan Tipleri Ve Disiplini Komunizme Uygundur,Belli Bir Ahlak Ve Erdem Potansiyelini Standart Hale Getirirsen İnsanlara Devlet Sadece Paylaşımda Eşit Dağıtımı Sağlayacak,Herkes Eşit Haklara Sahip Güvencesini Verirse o Doğru Uygulanmış Seviyeli Komunizmdir,
Ancak Komunizmi Başta Karl ve Sovyetler Birliğide,Renk Değişikliği Dışında Emperyalizm Şeklinde Uygulamıştır,Çıkış Noktası İle Doğru Uygulanması Arasında Çok Zorlu Bir Çizgisi Vardır,o Çizgide Yürümek Ondan Oldukça Zordur
Ancak Ortadoğu Ve Arap Bölgesine Ve Bölgenin Hakim Olduğu İklime Bakıldığında Kurak,Sıcak Karasal İklimlere Baktığında Şeriat Hükümleri Ve Teokratik Hükümler Görünür Sadece,Ortadoğuda İsrailinden Arabistanına Kadar O Yoğun Hat Boyunca Hep Teokrasinin Hükmettiği Görünmektedir,
Bu Bölgede Tarih Boyunca Pek Çok Sapkınlıklar Ve Yağmalamalar Çeşitli Cahiliye Dönemleri Din Devleti Esas Alınarak Çözülmüş Ve Reçetesi Teokrasi Olmuştur .
Ve Bugün O Teokratik Liderler Ve Hareketçiler,Büyük Ortadoğu Projesinde Elele Kolkola Strateji Çizerken Bugün Hala İnsanlar Din Yüzünden Birbirini Acımasızca Öldürmektedir,Bu da İşin En Tutarsız Yönüdür,Neyse Ortadoğuda Böyle Bir Çoğrafya İşte,
Bakacak Olursak Zaten Aslında En Büyük İpucu, Irk Ve Çoğrafik Konumlarda Uygunluğu Denenmemiş Hiç Bir Sistemi Alıp Kendinde Uygulamanın Mümkün Olmadığı Ya da Standart Başarıyı Yakalayamacağı,Ve İnsan Önyargısınında Bu Konuda Kırılamayacağını Gösterir .
Demokrasi ,Teoride En Kolay Uygulanacak Ve Başarıya Ulaşacak Sistemdir,Dünyada Hala Demokrasi Tam Ağırlık Kazanmadı,Ve Demokrasi Çoğu Yönetilen Sınıfına ,Pazardan Bir Kilo Ananas Aldım Masaya Koydum Gibi Konulup Bırakıldı,Ama Ananas Bilinmiyordu Nasıl yenecekti,Kimi Dışını Yemeye Başladı,Kimi Kabuğu Bile Soyamadı,
Anlatmak İstediğim Demokrasi ,Sosyal Olmadığı Sürece Çoğu Kişi Daha onu Anlamadan Sofradan Kalkar,Ya da Başka Arayışlarda Bulunur,Yanında Sosyal ibaresi İle Perçinlememiş Demokrasi Çözüm Değil,Çözümsüzlükleri Beraberinde Getirir
En Güzeli Sosyal Demokrasidir,Bir Başkadır Bu Sistem Uygulayabilen İçin,Ne Kapalı Kutululuk,Ne Saldım Çayır'acılık,Ne Zorba Hükmedişi Ne de Sürekli Ayak Uyduralamaycak Ağır Reform Ve Devrim Kültürü .
Ne Kadar İyi Uygularsan Elinde O Kadar Şekillenebilcek Geniş Çözüm Sistemidir,Sadece Birilerini Bir Arada Tutmayı Değil O Birarada Tuttuğun İnsanları Nasıl Daha Erdemli Kişiler Olarak yetiştirirsin Daha Seviyeli Hale Getirirsin Bir de Bunları Düşünen Sistemdir,Devletin Sosyal Yükümlülüklerini Bilmesi,Doğan Her İnsanın Sosyal Açıdan Sağlığından Eğitimine Yerleşimine İş Bulmasına Yuva Kurmasına vs. Etkin Ve Yol Gösterici Olması,Bireyin Doğar Doğmaz Bir Topluluk İçinde Sosyal Bir Vazifesi İçinde Olduğunu Bilmesi , Devletin Onu Savunmak İçin Olduğunu Ve Kendisininde Devletin Yükünü Hafifletmesi Gerektiğini Bilerek Aktif Rol Oynaması,
Amaç Ne Olursa Olsun Demokrasi Bir Kez Askıya Alındımı İşler Rayından Çıkar ,
Unutmadan Türkiyede Uygulanan Yarının da Yarısında Bir Demokrasidir,Sosyallik Ve İnsan Hakları ise Devede Kulak Misali,O Yüzden Böyleyiz Dememe Gerek Yok Sanırım .
İnan Değil Sana Kastım Cahille Sohbeti Kestim!!
|